Atatürkü Anma Programı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “1938 öncesine ve sonrasına ait en az iki Atatürk figürü inşa etmek Gazi Mustafa Kemal’in gerçek manada anlaşılmasının en büyük, en bariz engeli olmuş, manevi şahsına karşıda açık bir hürmetsizlik teşkil etmiştir” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin 76. yıldönümü dolayısıyla Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından ATO Congresium’da düzenlenen törende yaptığı konuşmada, “Vefatının 76’ıncı seneyi devriyesinde ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bugün bir kez daha hürmetle yad ediyor, kendisini derin bir hürmetle anıyoruz. Gazi Mustafa Kemal ile birlikte bugün ebediyete intikal etmiş tüm gazilerimize ve aziz şehitlerimize de bir kez daha milletçe minnettarlığımızı ifade ediyoruz. Rabbim tüm şehit ve gazilerimizden razı olsun. Mekânları inşallah cennet olsun. 76 yıl boyunca her 10 Kasım’da olduğu gibi bugünde Gazi Mustafa Kemal gün boyunca hatırlanacak, eserleri, fikirleri, inkılâpları ve zaferleri gün boyunca bir kez daha ele alınacaktır” ifadelerini kullandı.
“BİR TEK ATATÜRK VARKEN TARİH İÇİNDE ÇOK SAYIDA ATATÜRK’ÜN ÜRETİLDİĞİNİ ÇOK SAYIDA ATATÜRKÇÜLÜK YORUMLARI İLE GAZİ MUSTAFA KEMAL’İN ŞAHSI MANEVİSİNİN YIPRATILDIĞINI BÜYÜK BİR TEESSÜRLE İZLEDİK”
Vefatının 76’ıncı yıl dönümünde bir hususu açık yüreklilikle ele almak istediğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
“10 Kasım 1938’de vefatının hemen ardından Gazi Mustafa Kemal, herkesin farklı yorumladığı maalesef herkesin kendi çıkarına, kendi ideolojisine, kendi dünya görüşüne göre şekillendirdiği bir tarihi figüre dönüştürülmek istendi. Üzülerek ifade etmeliyim ki; yakın tarihimizde, milli birliğimizi, dayanışmamızı hatta demokrasimizi tahrib eden nice girişim Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz hatırası istismar edilmek suretiyle meşrulaştırılmak istendi. Bir tek Atatürk varken tarih içinde çok sayıda Atatürk’ün üretildiğini çok sayıda Atatürkçülük yorumları ile Gazi Mustafa Kemal’in şahsı manevisinin yıpratıldığını büyük bir teessürle izledik. Türkiye’nin bütün gençlerinin, bütün çocuklarının Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bütün yalınlığıyla sadece ve sadece bir insan, bir lider olarak anlayabilmesi, okuyabilmesi, öğrenebilmesi şahsen benimde en büyük arzularımdan biri olmuştur. 1938’de vefatının ardından üretilen bir Atatürk değil, 1881’de doğan ailesiyle, eğitimiyle, askeri ve siyasi hayatıyla, yaşam tarzı ve fikirleriyle konuşulan, öğrenilen, öğretilen bir Atatürk inanıyorum ki en başta onun aziz hatırasına gösterilebilecek en güzel hürmet olacaktır. 1938 öncesine ve sonrasına ait en az iki Atatürk figürü inşa etmek Gazi Mustafa Kemal’in gerçek manada anlaşılmasının en büyük, en bariz engeli olmuş, manevi şahsına karşıda açık bir hürmetsizlik teşkil etmiştir.”
“HERKESE GÖRE, HERKESİN KENDİ ŞAHSİ ARZU VE BEKLENTİLERİNE GÖRE BİR ATATÜRK YOKTUR”
“Herkese göre, herkesin kendi şahsi arzu ve beklentilerine göre bir Atatürk yoktur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her isteyenin hayatının bir cüzünü cımbızlayarak kendisine meşruiyet kaynağı olarak öne sürdüğü yani istismar ettiği bir Atatürk’te olamaz. Bazıları için Türkiye tarihi aynı şekilde Gazi Mustafa Kemal’in hayat hikâyesi 29 Ekim 1923’te başlatılır, onun öncesi adeta hiç yaşanmamış gibi yok sayılır. Oysa ne Gazi Mustafa Kemal ne de Türkiye Cumhuriyeti köksüz değildir. Cumhuriyet bir anda ani bir kararla tek kişinin aldığı bir kararla kurulmamış. Uzunca bir sürecin ve istişarelerin neticesi olarak ortaya çıkmıştır. 29 Ekim 1923, 1071 Malazgirt Zaferimizin bir uzantısıdır. 29 Ekim 1923, 1299’da kurulan Osmanlı Cihan Devleti’nin bir uzantısıdır. 1923, 1453’ün bir devamıdır. Çanakkale Zaferimiz, Kutü’l-Amare zaferimiz, onlarca cephede milletçe verdiğimiz mücadelemiz Cumhuriyetin kuruluşunun adeta girizgahıdır. En nihayet 23 Nisan 1920 ve Kurtuluş Savaşımız Cumhuriyetimize giden, yolu açan önemli başarılardır. Daha Cumhuriyet ilan edilmeden önce mevcut iradenin zaten cumhuriyet olduğu, 29 Ekim’de bunun sadece adının konulacağı çeşitli kaynaklarda ifade edilmiştir. Yine özellikle üzerinde durulması gereken bir konuda cumhuriyetimizin çok güçlü bir şekilde ve çok yoğun vurgu ile milli iradenin egemenliği üzerine inşa edilmiş olmasıdır. 1920’de TBMM’nin açılmasından itibaren başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere dönemin hemen tüm idaricileri milli iradeye sürekli vurgu yapmışlardır. 1923 sonrasında milli irade Gazi Mustafa Kemal’in her zaman gündeminde olmuştur ve her fırsatta Hakimiyet-i Milliye’nin ehemmiyetini vurgulamıştır. 1924 yılında Gazi Mustafa Kemal’e nereden ilham ve kuvvet aldığı sorulduğunda, “ilham ve kuvvet kaynağı milletin ta kendisidir” demiştir. 1923 yılında İzmir’de halka hitap ederken bu milletin dayandığı esaslar tam bağımsızlık ve kayıtsız şartsız milli egemenlikten ibarettir. “Yeni Türkiye devletinin yapısının, ruhu milli egemenliktir” diyen yine Gazi Mustafa Kemal’dir. Yakın tarihimizde milli egemenliğin baskı altında tutulması, zaman zaman milli egemenliğe karşı müdahalenin yapılması tüm bunların hatta bunlarında Atatürk’ün adını istismarıyla meşrulaştırılmaya çalışılması açıkçası gazi adına, onun hatırasına tam bir talihsizliktir. Aynı şekilde statükonun Gazi’nin adı anılarak ya da istismar edilerek muhafaza edilmek istenmesi de Mustafa Kemal’in hatırasına saygısızlıktır.”
“‘YENİ TÜRKİYE’ VURGUSU İLK KEZ GAZİ MUSTAFA KEMAL TARAFINDAN NUTUK ADLI ESERİNDE DEFALARCA ZİKREDİLMİŞTİR”
1923’de İzmit’te yaptığı bir basın toplantısında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerini hatırlatan Erdoğan, “İdari maslahatçılar esaslı inkılâp yapamaz. Bu sözü söylemiş, bu sözünde arkasında durmuş bir şahsı idari maslahatın, statükonun değişime direncin istismar vasıtası yapmak tarihe ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e açık bir haksızlıktır. Bizim neslimize, bizden öncekiler sonrakilere Gazi Mustafa Kemal, belli şablonlardan belli süzgeçlerden geçirilmiş olarak ne yazık ki öğretildi. Gazi Mustafa Kemal’in 23 Nisan 1920’deki ideal ve fikirleri şahsiyeti bir Osmanlı zabiti olarak asil duruşu özelliklede hayatı boyunca, cumhurbaşkanlığı dönemi boyunca sıkça ifade ettiği ‘milli irade’ vurgusu üzülerek söylemeliyim ki, hep geri plana atıldı. İşte onun için Gazi Mustafa Kemal Atatürk şablonlardan kurtarılarak, bütün yalınlığıyla öğrenilmeli, öğretilmeli ve o şekilde anlaşılmaya çalışılmalı. Gazi’nin şahsı manevisi ancak o zaman gerçek boyutuyla ortaya çıkacaktır. Burada ilginç bulduğum bir hususu da özellikle dikkatlerinize getirmek isterim. ‘Yeni Türkiye’ vurgusu ilk kez Gazi Mustafa Kemal tarafından Nutuk adlı eserinde defalarca zikredilmiştir. Gazi Mustafa Kemal tam da bizim atfettiğimiz gibi Yeni Türkiye ile 23 Nisan 1920’de temelleri atılan Türkiye’yi kastetmiştir. 27 Mayıs müdahalesinin ardından da “Yeni Türkiye” kavramı kullanılmıştır. 27 Mayıs’ın yeni Türkiye’si köklerinden, demokrasiden, milli iradeden kopan Atatürkçülük adı altında Atatürk’ün hatırasını çiğneyen, Atatürk’ün yeni Türkiye kavramına hürmetsizlik eden bir Türkiye özlemidir. Bizim Yeni Türkiye özlemimiz ise tıpkı Gazi Mustafa Kemal’in kastettiği gibi, 23 Nisan 1920 Türkiye’si. O öz o ruh o heyecandır. Yeni Türkiye inanıyorum ki Gazi Mustafa Kemal’in de bir istismar aracı olmaktan çıkarılıp asker, başkomutan, meclis başkanı, cumhurbaşkanı en önemlisi de milli irade aşığı bir şahsiyet, bir insan olarak öğrenileceği, öğretileceği, anlaşılacağı bir Türkiye olacaktır. Gazi Mustafa Kemal’in statükonun, idari maslahatın, tek tipçiliğin ve milli iradeyi husumetin sembolü gibi kullananlar Yeni Türkiye’de ilk kez Gazi’nin kullandığı Yeni Türkiye kavramı içinde yanıldıklarını anlayacaklardır. Vefatının 76. yıldönümünde Gazi Mustafa Kemal’i hürmetle yad ediyorum” şeklinde konuştu.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×