Prof. Gutierrez: İspanyada gazete baskınları en son Franco döneminde olmuştu

İspanyol anayasa profesörü David Ortega Gutierrez, İspanya demokrasi tarihinde gazete baskını olmadığını, en son diktatör Franco döneminde bu tür olayların yaşandığını söyledi.

Hukukçu ve aynı zaman bir politikacı olan Ortega, demokratik bir ülkenin otoriterliğe kaymaması için güçler ayrılığı ilkesinin temel olmakla birlikte basının önemine dikkat çekti.

Cihan Haber Ajansı’na konuşan Rey Juan Carlos Üniversitesi anayasa profesörü Gutierrez, İspanya’da Türkiye’deki gibi medyaya operasyon olup olmadığıyla ilgili soruya, “Demokrasi tarihinde, hayır. Ama Franco zamanında bazı gazeteler kötü günler geçirdi, baskın yaşadılar ve yasaklandılar. Ama demokrasiye geçildikten sonra hiçbir hükümetle böyle bir olay yaşandığını hatırlamıyorum.” cevabını verdi.

BASIN, İÇİŞLERİ BAKANLIĞININ BASKISI ALTINDAYDI

1939-1975 yılları arasında İspanya’yı diktatörlükle yöneten Franco, basını İçişleri Bakanlığı aracılığıyla kontrol ediyordu. Emirlere uymayan gazetelerin genel yayın yönetmenleri işlerinden oluyor ve basın kartı iptal ediliyordu. Rejime saldırı olarak algılanan yayınlar yapıldığında ise gazeteye el konulabiliyordu. Bunlardan en akılda kalan örneği 1939’da basılan ve en konulan ‘Heraldo de Madrid’ ve ‘El Liberal’ gazeteleri olmuştu.

MEDYA SKANDALLARI YAYINLAMADIĞI ZAMAN OTORİTERLİK ÇOK KOLAY YÜKSELİR

Bir devletin otoriter rejime kaymaması için güçler ayrılığı ilkesinin önemine değinen Ortega, "Bu teoride çok basit ama pratikte zor. Bunu Montesquieu zaten icat etmişti: güçler ayrılığı ve hukuk devleti. Demokratik devletin 3 ayağı var: yasallık ilkesi, güçler ayrılığı ve hakların ilanı. Yasallık derken hepimiz kanun önünde eşitiz. Otoriterliğin önüne geçmek için güçler ayrılığı temeldir. Bunun yanı sıra bir takım temel haklar vatandaşı devlet karşısında korur. Otoriterliğe karşı bir diğer kilit nokta ise bilgi edinme hakkıdır. Basın güce karşıdır ve bir takım medya organlarının skandalları yayınlaması çok önemli. Bunlar işlemediği zaman otoriterlik çok kolay yükselir." dedi.

MEDYA ŞİRKETLERİNDE HAKİM ORTAK OLMAMALI

David Ortega, basın kuruluşlarının ekonomik olarak bağımsız olması gerektiğine dikkati çekerek şöyle konuştu: “Bizde bilgi edinme hakkı anayasada korunmuştur. Ancak sektörde bazı eksiklikler var. Basın kuruluşları ekonomik olarak daha bağımsız olmalılar. Yönetim kurulunda yüzde 10-14’ü geçen bir şirket bulunmamalı. Eğer bir inşaat şirketi veya bir banka bir basın organının önemli hissesine sahipse, o şirketlerin problemlerini ortaya çıkaramaz ve bağımsızlığına gölge düşer.”

Diğer tarafta İspanya’nın iki büyük siyasi oluşum olan Halk Partisi (PP) ve Sosyalist İşçi Partisi'nin (PSOE) medyayı, medyanın da onları kontrol etmeye çalıştığından bahseden Ortega, “Burada önemli olan medyanın özgür olması. Demokrasimizde daha açık bir sisteme ihtiyaç var çünkü basın demokraside kilittir. İnsanlar kendisine verilen bilgilerle düşünür. Düşünce özgürlüğü, bilgi edinme özgürlüğünün sonucudur, eğer bilgi edinme özgürlüğü yoksa düşünce özgürlüğü de yoktur.” ifadelerini kullandı.

“AYRILIKÇILAR, KATALAN HALKINI KANDIRIYOR”

Katalonya Özerk Bölgesi’nde ayrılıkçıların 27 Eylül seçimlerinden sonra tek taraflı bağımsızlık ilan etme girişimlerini değerlendiren Profesör Ortega, “Sayın Artur Mas’ın girişimlerini anlamsız buluyorum. O, anayasanın ve rejimin kendisine tahsis ettiği şeyi, onu havaya uçurmak için kullanıyor. Eleştirdiği normları yok etmek için onları kullanıyor. Eğer Katalonya İspanya’dan ayrılırsa, 1978 Anayasası yok olursa, o zaman İspanya ile değil, değişik bir şeyle karşı karşıya kalırız. Bir milletin 3 kilit unsuru vardı: Halk, sınırlar ve hükümet; dolayısıyla bunlar değişmiş olacak. Sayın Mas, bu mekanizmaları kullanıyor, ona yetkiyi, bütçeleri, özerk yönetimi ve elinde olan her şeyi 78 Anayasası verdi. O bunları, bizim iki asırda ulaştığımız birlikte yaşama rejimimizi yok etmek için kullanıyor. Bu çok anlamsız.” şeklinde konuştu.

David Ortega, “Artur Mas ve Katalan Özerk Yönetimi’nin itaatsizliğinin sonucu ne olur?” sorusuna şu cevabı verdi: “Hukuk profesörü olarak, yargının işletilmesinden korkulmamalı diyorum. Burada siyasi alanın olduğu da aşikar, ancak işler aşırılığa götürülemez. Artur Mas ve Katalonya’da bazı siyasilerin gereksiz gerilim oluşturduğunu düşünüyorum. 1992’de Katalonya’da düzenlenen olimpiyatları hatırlıyorum, herkes gururla milli marşı söylüyor ve bayrakları sallıyordu. Bunu anlamak için tarihi bilmek lazım. Artur Mas ve ayrılıkçıların maceraları yıkıma götürüyor. Katalan halkını kandırıyorlar. Katalonya Avrupa Birliği ve uluslararası düzenin dışında kalıp ne yapacak?”

Oxford ve Georgetown üniversitelerinde akademik çalışmalarını yürüten David Ortega, Rey Juan Carlos Üniversitesi’nde hukuk dersleri veriyor. 2007’den beri Demokrasi ve İlerici Birlik partisinin (UpyD) içinde olan Ortega, 2001’de Madrid Belediye Meclis üyeliğine seçildi. Ortega’nın 10’a yakın yayımlanmış kitabı bulunuyor.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×